CİDELİLER

SÖZDE DEĞİL ÖZDE DOSTLUK CİDELİLERİN BULUŞMA NOKTASI
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Namaz Nedir, İnsan İçin Ne Mânâ ve Ehemmiyeti Vardır?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
GÜRENLİ
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 19/06/08
Yaş : 42

MesajKonu: Namaz Nedir, İnsan İçin Ne Mânâ ve Ehemmiyeti Vardır?   Cuma Haz. 27, 2008 1:04 pm

Namaz Dînin Direğidir." (Hadîs-i şerîf meâli)

Namaz, muayyen vakitlerde hususî hareket ve okuyuşlarla yerine getirilen bir ibâdettir.



  • Namaz, İslâm'ın îmandan sonra gelen en mühim emridir; dînin direği ve Müslümanlığın temel taşıdır. Namaz, îmanın alâmetlerindendir.


  • Namaz, kul ile Allah arasında yüksek bir nisbet, ulvî bir münasebet ve nezih bir hizmettir.


  • Namaz, Allah'ın kudretini idrâk eden ve büyüklüğü karşısında hayranlık duyan insanın, bu hürmet ve hayranlığını en münasip söz ve hareketlerle dile getirmesidir. Yahut da aynı hareketleri tekrarlamak suretiyle bu hürmet ve hayranlık duygularını kuvvetlendirmesidir.


  • Namaz, kulun günde 5 defa Yaradanın huzuruna çıkması, divanında durması demektir. Bu yüce divanda, arada hiçbir vasıta olmadan her türlü dilek ve ihtiyacını, kul, bizzat Allah'a arzeder, O'na sığınır, yalnızca O'ndan yardım diler. Böylece Peygamberimizin, Mi'rac'da gerçekleşen Allah ile mülâkatı hâdisesi, namaz içinde sembolik olarak yaşanmış olur. Bu sırra işaret için, Peygamberimiz, "Namaz mü'minin mi'râcıdır" buyurmuştur.


  • Namaz mahlûkatın bütün ibâdet şekillerini bir araya toplayan özlü bir ibâdettir.


Kur'ân-ı Kerîm'in ifadesine göre, kâinattaki bütün mahlûkat Allah Teâlâ'yı, devamlı olarak zikir ve tesbih etmektedir:

"Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı tesbih etmesin [Allah'ı zikretmesin ve Allah'a ibâdet etmesin]. Fakat siz onların bu tesbih [ve ibâdetlerini] anlayamazsınız." (el-İsrâ: 44).

Yeryüzünde insan dışındaki canlılara baktığımız zaman esas olarak üç şekilde görürüz:

Dik olarak ayakta duranlar: Bitkilerin çoğunluğu ile iki ayaklı hayvanlar gibi.

Yarı ayakta, yani, eğik olarak duranlar: Dört ayaklı hayvanlar gibi.

Yerde sürünenler: Sürüngen hayvanlarla bâzı bitki çeşitleri gibi.

Bu saydığımız mahlûklar, yukarıdaki âyetin ifade ettiği ibâdetlerini, bulundukları şekilleriyle yapmaktadırlar. Fakat insan oğlu namaz kıldığı zaman, bu mahlûkların ayrı ayrı olan ibâdet şekillerini namazı içinde birleştirmektedir. Nitekim, namazın bir kısmı ayakta (kıyam), bir kısmı yarı ayakta, eğilerek (rükû') ve bir kısmı da yerde (secde) yapılmaktadır. Bu da göstermektedir ki, namaz, Allah'a ibadet şekillerinin hepsini kendinde toplayan en mükemmel ibâdet hâlidir.

Melekler de, diğer varlıklar gibi, yalnız bir şekil ile Allah'a ibâdet ederler. Bu da yukarıda belirttiğimiz gibi ya kıyam, ya rükû' ya da secde hâlinde bir ibâdettir. İnsan ise yüksek yaratılışı icabı olarak meleklerin ibâdet şekillerini de kendi ibâdeti içinde birleştirerek Allah'a kulluk vazifesinde bulunmaktadır.



  • Namaz, Allah'ın yüce şânını ve sonsuz kudretini terennüm eden en güzel şekil ve kelimelerden meydana gelmiştir:


Namazın içinde, tekbir, tevhid, tesbih, medh ü senâ, hamd, şükür, hürmet, tevazu', tazarru' ve niyaz, bütün mü'minlere hayır dua Peygamberimize salât ü selâm bulunmaktadır.

Kur'an okumak başlı başına bir ibâdettir. Namazda bir miktar da Kur'an okunmaktadır.

Mü'minlerin birbirleri ile selâmlaşmaları ayrı bir ibâdettir. Namaz sonunda selâm da vardır.

Yine İslâm'a göre tefekkür büyük ibâdetlerden biridir. Cemaatla kılınan namazlarda mü'minler Allah'ın kudretini düşünme imkânına sâhip olurlar.

Namaz içinde yemeyi, içmeyi terk gibi oruca ait yasaklar bulunduğundan, namazda oruc da mevcuttur.

Namazın zekât ve hacc ile de alâkası vardır. Çünkü namaz, vücudun ve ömrün zekâtıdır. Namazda kıbleye dönülmesi ise, hacca bir işâret ve nümûnedir.

Görüldüğü gibi, namaz, bütün bedenî ibâdetleri içine almakta, hepsine birden hulâsa ve fihriste olmaktadır.

Namazın bu vasıflarına, Süleyman Çelebi Mevlid'inde şu şekilde işâret etmiştir:

"Sen ki, Mi'râc eyleyüb ettin niyâz,
Ümmetin mi'râcını kıldım namaz.
Her kaçan kim bu namazı kılalar
Cümle gök ehli sevâbın alalar.
Çünki her türlü ibâdet bundadır,
Hakk'a kurbiyyetle vuslat bundadır."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
GÜRENLİ
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 19/06/08
Yaş : 42

MesajKonu: Geri: Namaz Nedir, İnsan İçin Ne Mânâ ve Ehemmiyeti Vardır?   Cuma Haz. 27, 2008 1:04 pm

Namaz Kılmanın Hükmü Nedir?

Namaz; Kur'an, Hadîs ve İcma' ile sâbit olan kesin bir farzdır. Aklı başında erginlik çağına girmiş olan her Müslüman için, edâsı lâzım gelen pek yüksek bir vazifedir. Bu mühim farz ibâdeti yerine getirenler, Allah Teâlâ'nın pek çok lütuf ve inayetlerine ererler.

Namazın farz oluşunu inkâr etmek, mü'mini dinden çıkarır. Ancak farz olduğunu inkâr etmeksizin tembellikten dolayı bu ibâdeti yapmayan kimseler ise, mânevi yönden büyük zarar ve kayıplara uğrarlar.

Kur'ân-ı Kerîm'de birçok âyette, mü'minler namaz kılmakla emredilmişlerdir (*). Namazın mü'minler üzerine kat'î bir borç ve vazife olduğunu ise, şu âyet-i kerîme bildirmektedir:

"Muhakkak namaz, vakitlendirilmiş (belli vakitlere tahsis edilmiş) olarak mü'minlere farz olmuştur." (en-Nisâ, 103).

Hadîs-i şerîf'te ise, bu hususta şöyle buyrulur:

"Allah Teâlâ müslüman olan her erkek ve kadına, günde 5 vakit namazı farz kılmıştır."

Namaz, Hicretten 18 ay evvel, Mi'rac gecesinde 5 vakit olarak farz kılınmıştır. Mi'ractan evvel de Resûlüllah Efendimiz ve mü'minler namaz kılarlardı. Fakat kılınan bu namazlar, günde (sabah-akşam olmak üzere) iki vakitten ibaretti. Ayrıca da farz değil, mendub idi.
Namazın Bize Sağladığı Faydalar Nelerdir?

Namaz bize dünyevî-uhrevî, maddî-mânevî pek çok faydalar sağlamaktadır. Bu faydalardan bâzıları şunlardır:

1 - Günde beş vakit namaz kılan bir insan, daima Allah'ı hatırlar ve kendisini her an O'nun huzurunda hisseder. Bu ise, o insanın aklında kötü düşüncelerin barınmasına fırsat vermez. Verse bile çıkarıp atmasına sebeb olur. Zaten dünyada gördüğümüz her kötülüğün başı, Allah'ı unutmak ve Allah korkusuna kalbde yer vermemek değil midir?

Dünyada insana Allah'ı unutturacak, gaflete atacak pek çok şey vardır. İnsan yaradılışı itibariyle gece-gündüz dünya meşgaleleri içindedir. Böyle kesif bir meşgale içinde bulunan insana, elbette her an Allah'ı hatırlatacak bir şey'in olması gerekir. Böyle bir şey olmaz ise, insan hem Allah'ı unutur, hem de kalbinde Allah korkusuna yer vermez. Allah'ı unutunca da yalnız kendi nefsini, keyfini, menfaatini düşünen bencil bir insan hâline gelir. Hak, hukuk, adalet gözetmez. İnsanlar bu hâle gelince, artık ona ne kanun, ne polis, ne de jandarma te'sir edebilir. Fırsat bulduklarında meşru' olup olmadığına bakmaksızın her arzu ettiklerini yaparlar.

İşte bunun içindir ki, Allah Teâlâ, insanoğlunun kalbine ona daima Allah'ı hatırlatacak ve O'ndan korkutacak bir bekçi koymuştur. Bu bekçi de Namazdır.

Namaz, insana Mevlâsını hatırlatır. İnsan Mevlâsını hatırladıkça kötülüklere olan meyli kırılır. Akıl, fikir, el, ayak, göz kulak gibi bütün âzalarını kötülüklerden çeker. Başkasının malına, canına, ırz ve namusuna göz dikmez.

Namazın bu hususiyetine Kur'ân-ı Kerîm'de şu şekilde işâret olunmuştur:

"Namaz kıl. Zira namaz insanı fahşâ ve münkerden, yani, her türlü kötü ve çirkin işlerden alıkor."

Hadîs-i şerîf'te de meâlen:

"Namaz dînin direğidir. Kim namazını kılmaya devam ederse, dînini yıkılmaktan korur, muhafaza eder. Kim de onu terkederse, dinî hayatın direğini yıkar, dindarlığını muhafaza edemez hâle gelir" buyurulmak suretiyle, bu husus veciz bir şekilde beyan edilmiştir.

Namazın insana Allah'ı nasıl hatırlatıp onu her türlü kötülüklerden nasıl alıkoyduğunu biraz daha açıklayalım:

Namazİnİ devamlİ kİlan bir kimse, sabahleyin erken kalkar, sabah namazİnİ kİlmak ve Allah'a olan borcunu ödemek için, önce abdest alİr. İçini ve dİşİnİ temizler. Kalbinde bir kötülük varsa onu atar. Temiz bir kalb ve temiz bir vücudla Allah'İn divanİna çİkar, huzurunda durur, namazİnİ kİlar. Bundan sonra işine gider.

İş esnasİnda huyu, suyu, sözü sohbeti başka başka insanlarla karşİlaşİr. Bunlardan iyi ve kötü pek çok söz işitir, insan olmasİ hasebiyle zaman zaman kalbine kötü düşünceler gelir. Hİrs, hased, kin, intikam hisleriyle dolar. Bunların bir kısmının te'sîri altında bir şeyler yapmaya karar verdiği ve yapmak için hazırlığa da giriştiği bir sırada, müezzinin Allahu Ekber diyerek öğle namazına çağırdığını işitir. İşte o zaman kalbi kin ve intikam, hırs ve hased ile dolu olan insan, kalbindeki bütün bu kötü hisleri bir tarafa atarak namaza koşar. Yine temiz bir kalb ve temiz bir vücud ile Allah'ın huzuruna durur. Namaz onun imdadına yetişmiş, herhangi bir kötülük işlemesine fırsat vermeden Allah'ın huzuruna çıkarmıştır.

Namazın bu imdadı ona ikindi, akşam ve yatsı vakitlerinde de yetişir.

Artık o insan için, kötülük yapmaya ve düşünmeye zaman kalmamıştır. Beş vakit namaz ona bu fırsatı vermez. Çünkü bir vakit namazın kalbinde bıraktığı te'sir kaybolup gitmeden diğer bir vaktin namazı gelip girer. Bu sebeble namaz kılmakta devamlı olan bir insanın kalbinde Allah sevgisi ve korkusu hiç eksik olmaz. Böyle bir kalbten de kötülük sâdır olması beklenemez.

2 - Namaz, mü'minin günlük hayatını da düzenler. Günde beş vakit, belirli vakitlerde Allah'ın huzurunda bulunma zarureti, insanı belli bir düzen ve disiplin içinde yaşamaya sevkeder. İşlerini, namaz vakitlerinin hâsıl ettiği zaman dilimlerine göre tanzime mecbur eder. Böyle düzenli ve disiplinli bir şekilde yapılan çalışmalar ise, insanı hayatta huzurlu ve başarılı kılar.

3 - Her namaz, sahibine nefsini murakabe, muhasebe ve kontrol melekesini de kazandırır. Sık sık müdür veya müfettiş huzuruna çağrılan bir memur, nasıl görevinde dikkatli davranır, işlerini muntazam bir surette yürütürse, bunun gibi günde en az 5 sefer Hâlikının huzuruna çıkan bir insan da, bütün işlerini hatâ ve yanlışlığa meydan vermeyecek şekilde yapar.

4 - Namaz kılan bir mü'min, kalben müsterihtir, ruhen kuvvetli, mânen güçlüdür. Hayatı boyunca, vazifesini hakkıyla yerine getirmiş olmanın huzuru ile yaşar.

5 - Beş vakit namazını kılan kimseyi, Cennetine koyacağına dair Allah Teâlâ'nın va'di vardır. Yeter ki kılınan namazlar, sırf rızâ-yı İlâhî için olsun ve erkân ve âdâbına riayet edilerek eksiksiz yapılsın. "Cennetin anahtarı namazdır" hadîs-i şerîfi, bu İlâhî va'di te'yid etmektedir.

Yanlış anlaşılmasın, bu ifade, namaz kılmayan kimse Cennete giremez demek değildir. Allah isterse, kulunun râzı olduğu bir iyiliğinden veya İslâmî bir hizmetinden dolayı, onun bütün günah ve kusurlarını, ibâdet borçlarını afvedip Cennetine koyabilir. Bu, tamamen O'nun lütuf ve merhametine kalmış bir husustur. Fakat namaz ibâdetini mâna ve ruhuna uygun şekilde eksiksiz olarak yerine getirene ise, Allah, Cennetini va'detmiştir. Va'dinden dönmek O'nun şânına yakışmaz.

6 - Günde 5 vakit namaz kılmak, aynı zamanda küçük günahlar için bir keffârettir. Resûl-i Ekrem Efendimiz, 5 vakit namazı vaktinde kılan kimseyi, günde 5 defa evinin önünden akan bir nehire girip yıkanan kimseye benzetir ve sonra şöyle buyurur:

"Günde 5 defa suda yıkanan kimsenin bedeninde kirden ve pastan bir eser kalır mı?

İşte namazını kılan, günde 5 vakit Rabbinin huzurunda başını secdeye koyup rahmetine iltica eden kimse de böyledir. Allah böyle kimselerin günahlarını afveder. İsterse günahları köpükler kadar çok olsun."

Bir başka hadîs'te de şöyle buyrulur:

"Namazını vaktinde kılan kimsenin iki namaz arasındaki küçük günahlarını Allah Teâlâ afveder."

Namaz için abdest alan kimse, abdest uzuvlarını yıkadıkça, o uzuvlarla işlenen küçük günahların suyla birlikte yıkanıp gideceği de yine rivayetlerde gelmiştir.

7 - Rükünlerine ve âdâbına tam riayet edilerek kılınan 5 vakit namazın, kıyâmet gününde sâhibi için bir nur, hüccet ve delil olacağı ve onu kabirde karanlıklardan ve azabtan ve haşir mahkemesinde de hesabın zorluklarından kurtaracağı yine hadîs-i şerîflerin beyanından anlaşılmaktadır. Bundan daha büyük bir lütuf ve ihsan olur mu?

8 - Namazın dünyevî ve uhrevî en mühim faydalarından birisi de namaz kılan kimsenin bütün dünyevî iş ve çalışmalarının güzel bir niyetle ibâdet hükmüne geçmesidir.

İnsan namazını kılarak Allah'ın hukukunu yerine getirirse, geçimini helâl yerden te'min etmek niyetiyle yapacağı bütün gayret ve çabaları âhireti açısından boş ve faydasız bir dünyevî çaba olmaktan çıkar, ibâdet hükmünü alır. Artık o insanın bütün ömrü, bir ibâdet hâli içinde geçer. Hiçbir gayret ve çalışması Allah katında zâyi olmaz, boşa gitmez.

Eğer o kimsenin geçimini te'min için çalıştığı iş, umumun menfaatini de alâkadar eden bir meşgale ise, o şahıs yaptığı işin neticesinden istifade eden umum insanlar adedince de sevabları kazanır.

İşte bu büyük kazancın tek bir şartı vardır. O da farz olan namazlarını kılmak, ciddî bir mâzeret olmadan namazlarını geciktirerek kazaya bırakmamaktır.

Namaz kılan kimsenin bütün dünyevî çalışmalarının ibâdet hükmüne geçmesi sırrı, kişide çalışmaya, insanlara faydalı olacak hizmetlerde bulunmaya karşı ciddî bir şevk ve heyecan meydana getirir. Bu sebeble, insan ihtiyarlasa bile ailesinin maişeti için çalışmaktan, gayret ve faaliyette bulunmaktan geri durmaz. Fütûr ve tembelliğe düşmez. "Artık ihtiyarladım. Bir köşeye çekilip sadece âhiretime çalışayım" diye düşünmez. İnsanlığa ve aile ferdlerine daha faydalı olmak için çalışır, çabalar.

Çünkü, bilir ki, namazlarını kıldığı için bütün dünyevî çalışmaları da ibâdet hükmünü almaktadır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Namaz Nedir, İnsan İçin Ne Mânâ ve Ehemmiyeti Vardır?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» sevinç nedir?
» Tecktonik nedir ?
» Anime nedir..........(Tarihi gelişimi)
» Uprock Nedir?
» Cep telefonunuzdan namaz tesbihatı yapabilirsiniz.

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
CİDELİLER :: İSLAM :: BİLİNMESİ GEREKEN DİNİ KONULAR-
Buraya geçin: